Önce uyuşmazlığın kapsamını belirleyin
Dava şartı arabuluculuk, kanunun açıkça belirlediği uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce tamamlanması gereken başvuru ve görüşme sürecidir. İşçi ve işveren alacakları, belirli ticari davalar, tüketici mahkemelerindeki uyuşmazlıklar ile kira, paylaşma, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı alanlarında farklı kapsam ve istisnalar bulunur. Bu nedenle yalnızca dosyanın gündelik adına bakılarak karar verilmemelidir.
6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesi genel usulü düzenler; özel kanunlardaki hükümler saklıdır. Kanunen zorunlu tahkim veya başka bir alternatif çözüm yolu bulunan hâller ile tahkim sözleşmesi bulunan durumlar bakımından 18/A’nın 18. fıkrası ayrıca incelenir.
Başvuru ve üç farklı tarih
Genel kurala göre başvuru, uyuşmazlık bakımından yetkili mahkemenin bulunduğu yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır. İş uyuşmazlıklarında karşı tarafın yerleşim yeri veya işin yapıldığı yer gibi özel yetki kuralları vardır. Tarafların kimlik veya unvanları, ulaşılabilir iletişim bilgileri ve talep konusu başvuruda doğru gösterilmelidir.
Büroya başvuru tarihi, arabulucunun görevlendirilme tarihi ve son tutanak tarihi farklı işlevlere sahiptir. Dava şartı arabuluculukta başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımı durur, hak düşürücü süre işlemez. Genel sonuçlandırma süresi ise görevlendirmeden itibaren üç hafta; zorunlu hâllerde en fazla bir hafta ek süredir. Ticari uyuşmazlıklarda özel kural altı hafta ve en fazla iki hafta ek süredir.
Bu süreler, her uyuşmazlık için ortak bir dava açma süresi oluşturmaz. Süreç sonrasında hangi sürenin işleyeceği talebin dayandığı kanuna göre ayrıca değerlendirilir.
Başvuru eksikliği ile belge eksikliği farklıdır
Anlaşmaya varılamadıysa son tutanağın aslı veya arabulucunun onayladığı örneği dava dilekçesine eklenir. Önceden yürütülen sürece ait bu belgenin sunulmaması hâlinde mahkeme bir haftalık kesin süre verir. Arabulucuya hiç başvurmadan dava açıldığının anlaşılması ise kanundaki genel düzenleme uyarınca dava şartı yokluğundan usulden ret sebebidir.
İlk toplantıya katılımın güncel sonucu
Geçerli mazeret olmaksızın ilk toplantıya katılmama yüzünden sürecin sona ermesi, sonraki davada gider sonucunu etkileyebilir. 7531 sayılı Kanun ile değişen 18/A’nın 11. fıkrasına göre, katılmayan taraf haklı çıksa dahi karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur; kendi lehine belirlenecek vekâlet ücretinin de yarısına hükmedilir. Tüketici aleyhine bu fıkra uygulanmaz.
Davet alındığında katılım biçimini netleştirmek, varsa mazereti zamanında bildirmek ve sürecin nasıl sona erdiğini gösteren son tutanağı saklamak yararlıdır. Anlaşma kararı yine tarafların iradesine aittir.